Sağlik : Sağlik kategorisi ve yazıları : HurCafe.Com
Mavi Hastalık – Sağlık
Çarşamba, Aralık 17, 2008 14:20 Yorum (0)Kalbin doğuştan ileri gelen bir hastalığına verilen ad. Kalp, kan dolaşımı bakımından, sağ kalp ve sol kalp olmak üzere iki bölüme ayrılır. Sol karıncıkla sol kulakçıktan meydana gelen sol kalpde, akciğerlerden gelerek vücuda yayılan temiz kan bulunur. Sağ kulakçıkla sağ karıncıktan meydana gelen sağ kalpte de vücuttan gelen ve akciğerlere gidecek olan kirli kan bulunur. Kirli kanla temiz kan, sağ kalble sol kalp arasında bulunan bir bölme ile birbirinden ayrılır ve toplardamarlara kirli kan, atardamarlara da temiz kan gider.
Gebelik sırasında meydana gelen bazı bozukluklar sonucu, çocukta sağ ve sol kalp arasında bulunan bu bölmede çatlaklıklar belirir. Bu çatlaklıklar ya da başka açıklıklar kirli kanla temiz kanın birbirine karışması sonucunu yaratır. Böylece, kalplerinde bu bozukluk olan kimselerde, temiz kan bulunmaz, kirli kanla temiz kan, karışık olarak bulunur. Kalbi bu şekilde sakat olarak doğmuş çocukların yüz, kulak, burun gibi yerlerinin derileri masmavi bir renk alır. Bu sebeple, bu hastalığa mavi hastalık adı verilmiştir.
Bu hastalıktan kurtulmanın tek yolu yapılacak bir kalp ameliyatında, kalbin bozuk olan bölmesi yerine, yeni bir bölme koymaktır. Bu durum da, tıp biliminin ilerlemesi ile bugün için yapılabilir olmuştur.
Göğüs Ağrısı – Sağlık
Çarşamba, Aralık 17, 2008 14:10 Yorum (0)Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ölümlerin ilk nedeni kalp hastalıklarından kaynaklanır. Kalp hastalıklarının büyük bir kısmı daha önce ciddi bir belirti vermeksizin aniden ortaya çıkar. En tipik belirtisi göğüs ağrısıdır. Bu nedenle göğüs ağrısı ile ilgili şikayetlerin kaynağı iyice araştırılmalıdır. Göğsünüz mü ağrıyor? Ağrı ile birlikte yanma, sıkışma, ağırlık hissi de mi var? Ağrı kola, boyuna, mide ve sırta yayılıyor mu? Yoksa siz bir kalp hastası mısınız? Göğüs ağrısı herhangi bir yaşta, herhangi bir yerde ve herhangi bir işi yaparken görülebilir. Gelip geçici olabileceği gibi, bazen sık sık da görülebilir. Öyle ki sıradan bir ağrı gibi alışkanlık yaptığı zannedilebilir. Ancak göğüs ağrısı kendi başına değerlendirilmesi gereken önemli bir ipucudur. “Bende gizli kalp var mı?” ya da “Göğsümdeki ağrı kalp ile ilişkili mi?” gibi sorularınız için… Göğüs ağrısı kalp krizinin habercisi olabilir “Psikolojik sebeplerden akciğer, göğüs duvarı, kemik ve kas hastalıkları, yemek borusu ve göğüs kafesi büyük damarlarına kadar birçok sebepten göğüs ağrısı oluşabilmektedir. Ancak tüm bunların dışında kalbe ait sebepler ayrı bir önem arzetmektedir. Kalp kası kanlanma eksikliğinin en önemli belirtisi göğüs ağrısıdır. Göğüs ağrısının bu açıdan değerlendirilmesi önemlidir. Göğüs ağrıları kalbin kanlanma eksikliği sonucu oluşabildiğine göre, bu durum kalp kasını besleyen koroner damarların daralmasının, dolayısıyla olası bir kalp krizinin habercisi olabilir. Hangi tip göğüs ağrısı daha uyarıcı olmalı Herşeyden önce sigara içen, şeker hastalığı, hipertansiyon ve şeker hastalığı olan, ailesinde özellikle genç yaşta kalp krizi hikayesi bulunan şahıslarda göğüs ağrısını dikkatle değerlendirmek gerekir. Kalbe ait göğüs ağrısı genellikle yürümekle (özellikle yokuş yukarı ve yemekten sonra) ortaya çıkar. Göğüste ağrı, baskı veya sıkışma hissi olarak tanımlanır. Çoğunlukla göğsün üst kısmında hissedilmesine rağmen bazen orta, alt kısmında ve sıklıkla sol tarafta hissedilir. Göğsün sol tarafından sol kola doğru yayılımı olabilir. Angina pektoris dediğimiz bu tip göğüs ağrısı kararlı ve sabit olup, eforla ortaya çıkmışsa 5-10 dakika dinlenmekle geçer. Uzun süren (saatlerce) göğüs ağrıları kalp krizinin belirtisi olabilceğinden uyanık olmak gerekir. Bu durumda bir kardioloji uzmanına müracaat edilmelidir.
Ağrının özellikleri
Kalp ağrısı göğsün orta hat kemiği arkasında ve orta hattın hafif sol tarafında hissedilir. Ancak göğüs boyunca iki taraflı, daha çok sol taraf olmak üzere kollara, boyun ve çeneye yayılma eğilimindedir. Daha az sıklıkla sol kürek kemiği ve omuz bölgesine yayılabilir. Bazen başlama noktası mide bölgesi de olabilir. Nadir de olsa koldan başlayıp göğse yayılır ya da sadece kolda hissedilebilir.
Efor göğüs ağrısı
Efor ile gelen ağrı kalp ağrılarının en sık görülen şeklidir. Ağrı kalp kasının kan ihtiyacını arttıran herhangi bir sebeple ortaya çıkabilir. Ağır bir yemekten sonra, heyecan, gerilim, öfkelenme, soğuk-sıcak havada rüzgara karşı yürürken veya ağır bir yük taşımakla kolayca oluşabilir.
Herhangi bir iş yapmakla gelen ağrı dinlenmekle geçmiyorsa işte o zaman korkulan kalp krizi yaklaşmış olabilir. Göğüs ağrısı, kalbi besleyen damarlarda ciddi daralma varsa, çok ufak eforlarda, heyecanlanma ve streste, bazen rüya görme ile uykudan uyandırma şeklinde olabilir.
İstirahat göğüs ağrısı
Göğüs ağrısı istirahatte geliyorsa, alışılmışın dışında uzuyorsa, dil altı ilacı almakla geçmiyorsa, daha düşük seviyeli eforlarla geliyorsa, koroner damarda daralan bölgede ülsereleşme ve pıhtı oturma işi başlamışsa tedaviye hemen başlanmazsa kalp krizinin yaklaştığını haber verir.
Sözünü ettiğimiz belirtiler ihmal edilmemelidir. Artık, modern cihazlar kullanılarak göğüs ağrılarının kalp ilişkisi çok kolay çözümlenebilmektedir.
Risk faktörleri fazlaysa ve göğüste ağrı oluyorsa zaman kaybedilmemelidir. Aklı kurcalayıp duran “Bende gizli kalp var mı?” ya da “Göğsümdeki ağrı kalp ile ilişkili mi?” sorularına kalp elektrosu, eforlu kalp elektrosu, kalp ekosu ve diğer daha ileri tetkikler sayesinde cevap bulabilmek mümkündür.
Guatr – Sağlık
Pazartesi, Aralık 8, 2008 1:12 Yorum (0)Guatrı olan bir hastanın ortaya çıkan belirtilerini göz ardı etmemek gerekir. Hastalık nedeniyle parmak ve dil ucunda titreme, sinirlilik, sıcağa dayanamama, zayıflama ve bazı türlerinde boyunda şişlik görülür. İyileşmesi mümkün olan bir guatr giderek geciktirilirse ya da ilaç tedavisine cevap alınamazsa cerrahi müdahale gerekebilir.
Tiroid bezi, boynun ön yüzünde, nefes borusunun iki yanında yer alan yutkunmakla hareketli bir iç salgı bezidir. Bu bezin iltihabi ve tümoral olmayan büyümelerine guatr denir. Guatr iki şekilde olabilir: Birincisi ve çoğunlukla görülen bezin bir veya birkaç bölgesinde yumrular halinde olanı (nodüler guatr), ikincisi ve daha seyrek olanı bezin tamamının büyümesi şeklindedir.
Belirtileri:
Tiroid bezinin normalden fazla (hipertroidi) ve normalden az (hipotroidi) çalışması ile vücudun kalp-damar, solunum, sindirim, üriner ve sinir sistemlerini etkileyen belirtiler ortaya çıkar.
Tiroid bezinin fazla çalışma belirtileri;
Tiroid bezinin az çalışması (hipotroidi) belirtileri;
Tiroit – Sağlık
Pazartesi, Aralık 8, 2008 1:05 Yorum (0)Tiroit, boyun kısmında adem elmasının altında bulunan kelebek kanadını andıran endokrin bir bezdir. 30 gramdan daha hafif olan bu bezin görevi;kalori yakılması,kalp atışları gibi metabolik faaliyetlerin düzenlemesinde rol alan hormonların salgılanmasını sağlamaktır. Bazen tiroit bezi bir veya daha fazla nodül oluşturarak normalden fazla büyür. Katı veya sıvı ile dolu bu şişlikler semptom oluşturmayan iyi huylu tümörlerdir. Semptomları, sadece doktorunuz rutin bir tıbbi muayene sırasında teşhis edebilir.Bazı nodüller diğerlerine göre çok büyük olup, özofagus ve trakeye basınç yaparak yutkunma zorluğuna sebep olabilir. Aşırı miktarlarda tiroit hormonunun salgılanmasında istenmeyen kilo kaybı ve uyku problemlerine yol açan hipertiroidizm görülür. Nodül oluşan tiroitlerin sadece %5�inde kanserli hücrelere rastlanmıştır.
Tedavi nodüllerin çeşidine göre değişir. Küçük nodüller dikkatli bir kontrol yöntemi gerektirirken, büyümekte olan ağrı verici nodüllerin sentetik hormonlarla baskılanmaları gerekmektedir. Eğer testler nodül varlığını kanıtlayamıyorsa, cerrahi yöntemlerle alınması gerekmektedir. İncelemeler yapıldıktan sonra iyi huylu bir tümör olduğu kanısına varılırsa bu işlemin iyi sonuç verdiği söylenebilir
Doğru Diş Fırcalama Tekniği – sağlık
Pazartesi, Aralık 8, 2008 0:57 Yorum (0)Tam ağız bakımı, herhangi bir ürünün kullanılmasından çok, diş fırçalama ve diş aralarını temizleme tekniklerine dayanır. Anti-plak ya da anti-tartar olarak adlandırılan diş macunlarına fazladan ücret ödemek yerine, doğru teknikleri öğrenerek uygulayın.
Diş fırçalama ve diş aralarını temizleme, diş sorunları başlamadan önce bakterileri ve yiyecek parçalarını temizlemenin en iyi yollarıdır. Diş bakımına, diş aralarınızı günde en az bir kez temizleyerek ve dişlerinizi en az iki kez (sabah ve gece yatmadan önce) fırçalayarak başlayın. Ancak daha da iyisi, her öğün ya da atıştırmadan sonra bir kez fırçalamaktır. Florlu diş macunu, diş fırçası ve diş ipi ile yapılan tam bir temizlik en az 3 ila 5 dakika sürmelidir.
Doğru sıra ise, önce diş aralarını temizlemek, sonra fırçalamaktır. Bu şekilde, diş arasını temizlerken gevşettiğiniz yiyecek parçaları ve bakterileri fırçalayarak temizleyebilirsiniz.
Diş sorunlarını önlemek için, dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve diş aralarınızı temizleyin. Tüm dişlerinizin dış yüzeyleri ve arka dişlerinizin iç yüzeyleriyle başlayın. Diş fırçanızı yatay olarak tutun, arkaya ve öne sürterek fırçalayın. (A) Daha sonra, üst ve alt ön dişlerinizin iç yüzeylerini temizlemek için dikey olarak fırçalayın (B). Diş fırçanızı hem dişler hem de diş eti üzerinde hareket ettirin. Diş ve diş etlerinizin aralarını temizlemek için, 45 derecelik bir açıyla fırçalayın (ortadaki resim). Mumlanmış ya da mumlanmamış diş ipini her iki elinizin orta parmaklan çevresine dolayın. Alt dişler için (O, diş ipini işaret parmaklarınız çevresine dolayın ve arada kalan bölümü dişleriniz arasına sokun. Sonra, dişinizin altından üstüne doğru yavaşça ileri-geri hareket ettirin. Üst dişler için (D), baş parmak ve işaret parmağını kullanmak en iyi yöntemdir.


