Ara 20
ABD Başkanı, İngiltere Başbakanı ve Türkiye Başbakanı bir gün bir toplantıda bir araya gelmişler.
Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? Önce ABD başkanına sormuşlar:
- ABD´de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?
Başkan cevap vermiş:
- Valla ben memura en az 2000 dolar veririm. 1000 doları ile geçinirler. Geri kalan 1000 doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam.
Gazeteciler aynı soruyu İngiltere başbakanına da sormuşlar. O da cevap vermiş:
- Ben, memuruma ortalama 3000 sterlin veririm. Geçinmesi için 2000 sterlin yeterli. Artan 1000 sterlini ne yapar, nerede harcarlar, sormam, beni hiç ilgilendirmez.
Her ikisinden bu cevapları alan gazeteciler, aynı soruyu bizim başbakana da sormuşlar.
- Valla, demiş bizimki, Türkiye´de bir memurun geçinebilmesi için en az 1 milyar lira lazım. Ama ben taş çatlasın 400 milyon lira veriyorum. Geri kalan 600 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler hiç sormam.
Ara 20
Delileri uçağa bindirip, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı. Ama o kadar çok gürültü yapiyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı. Uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittigini görmek istedi.
Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı. Baktı, en başta bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.
Pilot:
-Sen neden bağırmıyorsun? diye sordu.
Adam :
- “Ben bunların öğretmeniyim. Onlarda benim öğrencilerim. Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum” diye cevap verdi.
Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti. Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.
Pilot:
- “Aman çok güzel!” diye sevindi. “Herhalde kendini öğretmen sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek” diye düşündü.
Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu. Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti. Gidip bakmak istedi. Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok! Dehşetle sordu :
-Ögrencilerin nerede?, diye…
Öğretmen:
- “Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim!”
Ara 20
Nasrettin Hoca evlenmeye niyetlenir. Eş-dost bir hatuncağızı öve öve öve göklere çıkarırlar.
-Şöyle huylu!
-Böyle soylu!
-Dünyalar güzeli… Hoca’nın gönlünü çelerler. Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Hoca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah’ım! Çirkin bir gelin.
Gelin hanım, kocasına sadakatim göstermek için:
-Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, kime görünmeyeyim? diye sorar.
Hoca şaşkın:
-Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen görün… der.
Ara 19
nasrettin hoca birgün camın önünde havaya bakıp hanımına yarın hava iyi olursa tarlaya gidip tarlayı süreceğini kötü olursada evde kalıp evi boyayacağını söylemiş.bunun üzerine hanımı hocaya;
bey;deki inşallah
hoca hanıma;
ya inşallahı maşallahımı var demiş
iyi olursa tarlaya kötü olursa boyaya.
sabah olmuş hava çok güzel hoca tarlanın yolunu tutmuş.derken karşıdan gelen bir jandarma ekibi görmüş.jandarma hocaya yaklaşıp bi köyü sormuş.hocada;
orası çok uzak ancak 2 günde gidebilirsiniz ve oraya araba işlemez demiş..bunun üzerine jandarma hocayı da alıp köyün yolunu tutmuş.hoca istemesede mecburen yola koyulmuş.jandarmayı götüren hoca 2 günde eve gelmek için yollarda çile çekmiş.derken kanter içinde eve ulaşmış.
kapıyı çalmış.
hocanın karısı;kim o demiş
hoca;
benim inşallah…
Ara 19
Bir gün istanbula seyehat amaçlı gelen bir alman otelin birine gider ve boş oda varmı der otelin resepsiyonuda var ama biraz sorunlu bir oda tek var isterseniz onu size kiralayabiliriz diyo adam da tamam diyo ve odasına çıkıyo adam içeri girince bide ne görsün odayı karıncalar basmış odayı adam korkudan kendini camdan aşağı atıyo,öbür günde bir ingiliz gelip aynı şekilde odayı tutmaya kalkıyo ve resepsiyonda aynı şekilde ingilize de odanın sorunlu olduğunu söylüyo ve ingilizde kalmayı kabul ediyo ve o da aynı şekilde odaya çıkıyo ve o da karıncaları görünce korkudan kendini camdan aşağı atıyo ve öbürgünde nasreddin hoca geliyo bir oda tutmaya otel resepsiyonu nasreddin hocaya da aynı şekilde oda sorunlu diye söylüyo ve nasreddin hoca da kabul ediyo kalmayı odada ve nasreddin hoca odaya çıkıyo o gece bir sorun çıkmıyo ve resepsiyonda gercekten şaşırıyo ve sabah nasreddin hoca otelden çıkarken odanın anahtarını teslim ederken resepsiyon merakla soruyo ya dün gece karıncalı odada nasıl kalabildiniz sizden önce iki kişi kalamadı diye nasreddin hocada diyoki karıncalardan birini öldürdüm öbürleride cenazesine gitti ve bende rahat rahat uyudum.
Ara 19
Bir bayram günü nasreddin hoca komşusuna ziyarete gidince komşusu her misafire olduğu gibi hocaya da bal ikram ediyor. bir tepsi içinde gelen koca bir petek baldan her gelen misafir bir iki kaşık alır çekilirmiş. komşusu bakar ki hoca kaşığı daldırdıkça daldırıyor. peteğin yarısına gelmiş daha duracağa da benzemiyor. dayanamayıp:<BR>- ‘aman hoca fazla yeme yoksa için yanar.’ deyince hoca cevabı yapıştırır:<BR>- ‘kimin içinin yandığını allah bilir
Ara 19
Adamın biri şidddetli ishal şikayetiyle Çapa Hastanesine başvurur. İşlemleri devam ederken karışan kağıtlar sonucunda adamı psikiyatri servisine havale ederler. Aradan 15 gün geçip taburcu olma günü gelince arkadaşı bizim adamı karşılamaya gelir.
-Nasıl oldu geçti mi ishal? der arkadaşı.
Bizimki ise :
-Hayır geçmedi ama artık takmıyorum.
Ara 19
3 Uzman cerrah tıp seminerine gitmişler. Akşam otelin barında oturmuş birbirlerine hava atıyorlarmış. Birincisi;
- 2 yıl önce bana bir piyanist getirdiler, adamın ellerinin üzerinden kamyon geçmiş. Zavallının bütün parmakları kırılıp kemikleri tuzla buz olmuştu. Son derece başarılı bir ameliyat ile adamın bütün parmaklarını tedavi ettim. Bu yıl çıkarttığı albüm satış rekorları kırdı.
İkinci cerrah;
- Oda bir şeymi azizim ben geçen yıl trafik kazası geçirip iki bacağıda kopmuş bir adamı ameliyat ettim. O kadar başarılı bir ameliyat oldu ki adam bu yıl atletizmde rekor üstüne rekor kırdı. Üçüncü doktor Amerikalı imiş ve dayanamamış;
- Sizinkilerde birşeymi be, bundan birkaç yıl önce Texas’lı bir kovboy uyuşturucuyu çekip atı ile dolaşmaya çıktığı sırada tren altında kalıp paramparça olmuştu. Gece yarısı beni evimden apar topar çağırdılar. Ameliyat masasında hasta önüme geldiğimde yalnızca bir kovboy şapkası ve atın poposu vardı. O kadar başarılı bir ameliyat ile parçaları birleştirdim ki o adam 3 yıldır ABD’yi yönetiyor.
Ara 19
Joe, yatak kariyeri başarılarla dolu bir insandır. Ancak yaşlandıkça bu meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. Sağlığı ve aşk hayatı, çekilmez bir hal aldığında tıbbı bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder.
Kapı kapı, doktor doktor gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman hekim bulur kendine;
“- Size bir iyi, bir de kötü bir haberim var.” der doktor.
“- Doktor, önce iyi haberi duymak istiyorum.”
“- Sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim.”
“- Peki, kötü haber nedir doktor bey?”
“- Çok nadir görülen bir durumdur. Söylemesi zor ama hadım edilmeniz gerekiyor. Cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu baskı sizde dayanılmaz bir baş ağrısı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmanın tek yolu erkeklik organınızı almak.”
Joe bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. Kendi kendine sorar;
” - Ne yapsam acaba. Erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım. Kimin için yaşarım. El içine nasıl çıkarım!”
Cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak altına yatmaya karar verir.
Hastaneden taburcu olduğunda;
” - Oh be! Dünya varmış. Kurtuldum şu lanet ağrıdan” diye derin bir nefes alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. Caddede yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. Yeni bir başlangıç yapmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verir. Bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım elbiseye takılır gözleri.
” - İşte tam aradığım takım elbise!” der ve dükkâna girer.
Tezgâhtara;
” - Yeni bir takım elbise istiyorum” der.
Tezgahtar Joe”yu söyle tepeden tırnağa bir süzer ve;
” - Bir bakalım. 44 beden!” der.
Joe gülerek;
” - Kesinlikle doğru, nerden anladınız?”
” - Bu benim işim.”
Joe takım elbiseyi dener. Üstüne cuk diye oturur. Joe aynada kendisine hayran hayran bakarken, tezgâhtar sorar;
” - Yeni bir gömlek de ister misiniz?”
Joe bir kaç saniye düşündükten sonra;
” - Elbette” der.
Tezgâhtar Joe”ya şöyle bir bakar;
” - Kol numarası 34 ve 16 numara yarım yaka.”
Joe şaşırır;
” - Kesinlikle doğru nerden anladınız?”
” - Bu benim işim!”
Joe gömleği giydi. Evet, gömlek süper olmuştur. Yakasını aynada düzeltirken tezgâhtar sorar;
” - Yeni ayakkabıya ne dersiniz?”
” - Evet lütfen. Bir de ayakkabılarınıza bakayım”
Tezgâhtar Joe”nun ayaklarına bakarak;
” - Evet…9-1/2… E.”
Joe iyiden iyiye afallar;
” - İnanamıyorum bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl anladınız? Vallahi bravo!”
Tezgâhtar;
” - Efendim. Bu benim işim.”
Joe ayakkabıları da giyer. Gerçekten de ayakkabılar cillop gibi oturur ayaklarına. Şöyle dükkân içerisinde bir tur atarken tezgâhtar sorar;
” - Beyefendi vallahi jilet gibi oldunuz! Size bir tane de şapka veriyim ben!”
Joe aynaya bakarak;
” - Heyt ulan be façayı o biçim düzdüm.” diye içinden geçirir ve ” - Evet bir de şapka bakayım kendime!” der tezgâhtara.
Tezgâhtar Joe”nun kafasına bakarak;
” - Eveeeeet…7-5/8.”
Joe dumur üstüne dumur yaşamış bir şekilde tezgâhtara;
” - Evet..doğru..nerden bildiniz?” diye sorar.
Tezgâhtar iyiden iyiye havaya girmiş bir şekilde;
” - Bu benim işim efendim” der.
Şapka da süper oturmuştur kafasına.
” - Vayyy beee, ulan ben neymişim beee. Ulan ben var ya ben…” diye düşünürken tezgâhtar yine sorar;
” - Size bir tane de don verelim efendim.”
Joe bir kaç saniye düşünür ve;
” - Tamam! Hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin!” der.
Tezgahtar geri adim atarak “Eveeeeet..36 beden!” der.
Joe gülerek;
” - İlk defa yanıldınız. Ben 18 yaşımdan beri 34 beden giyiyorum!” der.
Tezgâhtar kafasını sallayarak;
” - Hayır..size 34 olmaz. Erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza basınç yapar, bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep olur!…”
Ara 19
Ayyaş adamın biri karısını hergün içtikten sonra dövermiş. Karısı buna bayağı katlanmış “kaderim” diyerekten ama sonra tak demiş canına kocasını öldürmeye karar vermiş ama onu öldürünce hapislerde çürüyeceğini düşünerek vazgeçmiş. Olaya kaza süsü vermek aklına gelmiş.
Hemen ertesi gün bir tane kobra almış. Adam gene zil zurna sarhoş gelmiş.
Karıyı bi güzel pataklamış, sonra hiç bir şey olmamış gibi yatıp uyumuş. Sonra kadın hemen kobrayı çıkarmış adamın külodunun arasından içeri sallamış, sonra adamın yanına yatıp izlemeye koyulmuş. Aradan saatler geçmiş adam acılar içinde kıvranıyor tabi sonra kalkıp paytak paytak inileye inileye tuvalete gitmiş.
Sonra tuvalleten şöyle bir ses duymuş kadıncağız
-”NE BAKIYON LEYYNN İŞESENE
Son Yorumlar